SICAK ANALİZ - DEVLET AKLI VE İLHAN KESİCİ

Ahmet Takan | Facebook | 2026-06-01
Uzun bayram tatilini "Mutlak CHP" ile geçirdik...

Ustaca kurgulanmış bir oyundu!..

Dünyada olup bitenlere bile sırtımızı döndük.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping?in, çok kutuplu dünya düzeni ve yeni model uluslararası ilişkilerin inşasına dair ortak bildirisini bile önemsemezden geldik.  

Necip Türkiye medyası da işini gayet güzel yaptı!..

Ara tatil sürecinde yığınlar, "Özgür Özel mi, Kemal Kılıçdaroğlu mu" diye papatya falına baktırıldı.

Ayrıntılarda boğdurulmak diye buna denir!..

Sağduyulu bir sese, sağduyunun sesine  hasret mi kaldık?..

Hayır!.. Ararsanız görürsünüz...

Hem de çok uzaklarda değil hemen yanı başınızda dağ gibi durduğunu fark edersiniz...

Bayram tatili bitti, bugün normal mesaimizi döndük.

Sizlere bugünden bir müjde vereceğim;
O aradığımız hasret olduğumuz sağduyulu sesleri bundan sonra sıkça ve etkili bir şekilde  işiteceğiz...

Sağır sultan bile duyacak!..

Unutturulmak istenen o gerçek "devlet aklı" ile bugünden sonra daha sık karşılaşacağız.

İlk büyük işaret dün geldi.

CHP İstanbul milletvekili İlhan Kesici?nin dün sosyal medya üzerinden paylaştığı ve çok net ifadeler kullandığı şu mesajını ?tarafınız ne olursa olsun-  dikkate almanızı isterim.

Şöyle diyor İlhan Kesici;

"Dün Ankara'da, tam aynı saatlerde iki büyük CHP toplantısı yapıldı.

Bunlardan birisi CHP Genel Merkezi önünde Sayın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı toplantıydı.

Diğeri de önceki CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel'in sadece 5 km uzaklıkta Güven Park önünde yaptığı toplantıydı.

Her iki toplantı da, kendi taraftarlarını tatmin eden olgunluk ve sayıda toplantılar oldu.

Bu durum hem partili insanlar, hem tarafsız gözlemcilerde, 'acaba ne oluyor, bu yolun sonunda parti bölünüyor mu'  endişesinin yayıldığını hissettim.

Eğer böyle bir endişe varsa, ki ben de bu endişeyi hissedenlerden birisiyim; bölünme günü ve saatine kadar, bıkmadan usanmadan, bölünmemek için uğraşılması gerektiğine inanıyorum.

Bu aşamada bu görev en çok Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'ndadır.

Madem ki hukuken genel başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'dur; o zaman partinin bölünmemesi gayreti, çabası da birinci derecede Kemal Kılıçdaroğlu'ndan gelmelidir.

Elbette Sayın Özgür Özel ve arkadaşları da bu istikamette bir gayret ve çaba içinde olmalıdırlar.

Parti bölünmeleri, çeşitli zamanlar ve şartlarda gördüğümüz bir durumdur.

Ben şahsen, bugüne kadar yaşanılan parti bölünmelerinin hiçbirisinin iyi bir sonuç verdiğine şahit olmadım.

Ne bölünen ana parti bakımından, ne de bölen parti bakımından.

Cumhuriyet döneminde siyasi tarihimizin en büyük ve en etkili parti bölünmesi 1970 yılında Adalet Partisi'nden ayrılarak Demokratik Parti'nin kurulması ve Adalet Partisi'nin bölünmesi olayıdır.

O tarihte Adalet Partisi'nin oyu yüzde 50'lerdeydi ve tek başına iktidardı.

Bölünmeden sonra Adalet Partisi tek bir kere bile yüzde 50 oyun yarısını bile bulamamıştır.

Adalet Partisinin en güçlü isimleri Sadettin Bilgiç, Ferruh Bozbeyli Mehmet Turgut gibi isimler ve 50 civarında parlamenter eski Cumhurbaşkanımız rahmetli Celal Bayar'ın da tam desteğiyle Demokratik Partiyi kurdular.

Girdikleri ilk genel secimde (1973) ancak yüzde 13 oy alabildiler.
Hatırlatmak isterim ki, bu % 13 oy, % 50 lik bir pastanin ancak dörtte biri kadar bir dilimdir.

Yani bölünen partinin ancak dörtte biri kadar olmuştur.

Adalet Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Süleyman Demirel, bölünmeden 7 sene sonra tüm Demokratik Partilileri Adalet Partisi'nde tekrar toplamış olmasına rağmen, 
Adalet Partisi ve sonraki devamı mahiyetinde olan partiler bir daha ve asla Adalet Partisi oylarının yarısını bile alamamış ve bir daha siyaseten gün yüzü görmemiştir.

Ta ki, aradan tam 20 sene geçtikten sonra, 1991 seçimlerinde DYP olarak ancak % 27 oy alabilmiştir.

Elbette tek başına iktidar olamamış ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) ile bir Koalisyon Hükümeti ancak kurabilmiştir.

Bölünme döneminin Adalet Partisi Genel Başkanı Sayın Süleyman Demirel siyasi hayatının son dönemlerinde şu çok önemli itirafta bulunmuştur:

'İnişli çıkışlı 40 yıllık siyasi hayatımda yaptığım en büyük hata Demokratik Parti'nin kurulmasını engellememem olmuştur. Ne yapıp yapıp bu bölünmeyi engellemeliydim.'

"Gerekli çabayı göstermiş olsam engellerdim de." demiştir.

Buradan günümüze gelelim.
CHP hiçbir şekilde bölünmemelidir.

Sayın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu elden gelen her çabayı göstermeli ve muhtemel bir bölünmeye ortam ve meydan bırakmamalıdır.

Her durumda ayrılmalar ve bölünmeler kolaydır.

Zor olan ama hem memlekete hem de tüm taraflara yararlı ve faydalı olan tek durum bir ve beraber olmaktır.

Bu istikamette gösterilecek olan her gayret ve çaba bugünün en saygıdeğer davranışı olacaktır.
***
İlhan Kesici'nin bu mesajını  sadece parti içi çekişmeler zaviyesinde değerlendirmek ve ele almak büyük haksızlık olur.

Bugünkü yazımı bir  yere not edin: 

Türk'ü var eden ve her daim var edecek o genetik  devlet aklı yine büyük bir başarıya imza koyacak.

Artık, daha da görünür hale geldi!..