Devlet Biriktirir!

Gürkan Hacır | Korkusuz | 30.06.2021

Büyük ve köklü geleneğe sahip her devlet, kayıt tutar.

Liderini, yöneticisini, bürokratını hep kaydetmiştir. Ne yer ne içer, kimle evlenir? Evlendiği kişi kimdir, ailesi kimlerdir?

Hep kayıt altına alınır.

Üstelik bu şimdi olan bir şey değildir.

Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferi'ne çıkmadan ne yemek yediğini merak ediyorsanız

Topkapı Sarayı'na bakın.

Listesi tutulmuş.

Az mercimek çorba.

***

Devlet, birikim demektir. Biriktirmek, kaydetmek demektir.

Onun için yolsuzluğu yapar geçerim, ihaleyi yandaşıma verir komisyonumu alırım, kimse duymadan şuraya da bir villa kondururum demek; çocuksudur, hayalidir.

Attığınız her adım, içtiğiniz her bardak su kayıt altındadır.

Bugün çıkmasa yarın çıkar?

***

Bundan 4 yıl önce?

CHP Milletvekili İlhan Kesici, sevgili ağabeyimiz Uğur Dündar'ın Arena'sına katılmıştı. Ben de salonda izleyiciler arasındaydım.

Konu döndü dolaştı yolsuzluklar kanunsuzluklara geldi?

Kesici birden yerinden hafif bir şekilde doğruldu. Ve "Uğur Bey yolsuzluk yaparken yakalanmamanın bir yolu var" dedi.

Başta Uğur abi, hepimiz şaşkınlıkla İlhan Bey'e kulak kesildik.

"Neymiş?"

"Yapmamak!"

Salonda kahkaha koparken, Kesici sözünü tamamlıyordu. "Devlette kayıt dışı bir şey yaptınız mı ortaya çıkmaması katiyen mümkün değildir. Çıkar!"

***

Çok doğru?

Biraz geçmişe uzanalım.

Tarih 80'li yılların ortası?

Siyasal Bilgiler'den mezun, idealist Hazine Müsteşarlığı'nda görevli bir bürokratımız 'ticari ateşe' olarak Güney Avrupa ülkelerinden birine tayin oldu.

İdealist diyorum?Çünkü Mülkiye geleneğinden yetişmiş, ülkesi için hayalleri olan bir idealist bürokrattı.

Pek çok diplomatın ve ateşenin yaptığı gibi tayin olduğu Güney Avrupa sahillerinde gezmek dururken; o, elçilik binamızda evrakları incelemeyi seçmişti.

Türk tekstil firmalarının, ülkede açacaklarını beyan ettikleri dükkan ve kornerları incelemeye başladı.

Sadece bir Türk firması bu ülkede 20'den fazla dükkan, 40'a yakın 'mağaza köşesi' olarak adlandırılan 'korner' açacağını duyuruyordu.

'Ne güzel' diye içinden geçirdi.

"Ülkemizde tekstil altın çağını yaşıyor, kilometrelerce uzakta benim insanlarım mağaza açmaya çabalıyor."

Üşenmedi? Atladı arabasına?

Tek tek bu mağazaları gezip yerinde tespit edecek ve 'uygundur' raporunu bizzat orada elleriyle yazacaktı.

Hem de kendi yurttaşlarının bir acı kahvesini içerdi.

***

Bir de ne görsün? Verilen adreste böyle bir mağaza yoktu?

Herhalde bir yanlışlık vardı?Diğerine bakayım dedi. O da yok? Diğeri?I-ıııh?

Kağıt üzerinde gözüken mağazalardan hiçbiri açılmamıştı.

Çılgına döndü.

Çünkü yurt dışında açılacak her mağaza için devlet tanıtım ve destekleme bütçesinden ödeme yapacaktı.

Tamamına olumsuzdur yazdı.

Ve ilave olarak da Ankara'ya uzun bir rapor kaleme alarak yolladı.

"Burada büyük bir soygun planlanmaktadır. Bahsedilen mağazalardan hiçbiri açılmamış etkinlik yapılmamıştır."

***

Rapor, Ankara'ya ulaşır ulaşmaz; Müsteşar Yardımcısı telefona yapıştı.

Bizim idealist ateşeyi uyarmaya çalıştı.

Baktı ki idealist ateşe laftan anlayacak gibi değildi.

Son kozunu konuşmanın sonunda patlattı.

"Rahat olun üstadım firma sahibi bakan beyin yakınıdır."

Bizim idealist ateşenin verdiği cevap şahaneydi.

"Öyle mi?! Ben de Mustafa Kemal'in yakınıyım. Not edin!"

Telefonu yüzünde kapadı.

***

Sonra ne mi oldu?

10 gün içerisinde idealist bürokrat merkeze alındı.

Emekliliğine kadar başkaca da görev verilmedi.

Ankara'da yaşadı.

Ama o şununla hep gurur duydu.

"En azından devlet kayıtlarına soktum.

Bugün olmasa yarın?

Hesabı sorulur?"

***

Gerçekten de öyle oldu?

Aradan yıllar geçti?

O firma bedelini ödedi.

Hazineden beslendiği saadet zinciri kırılınca battı.

Sahibi de hapis cezası aldı.

Yıllar geçmişti ama bizim idealist bürokrat hedefine ulaşmıştı.

***

Unutmayın?Türkiye Cumhuriyeti, 3 bin yıllık bir geleneğin üzerine oturmuş köklü bir devlettir.

Ve asla kanunsuzluğu, talanı ve kural tanımazlığı unutmaz.

Sadece biriktirir!